Sıdıka Rodop

Sıdıka Rodop

Sıdıka Rodop

DTC (Diamond Trading Company)’nin 2005 yılında düzenlediği “Diamond: Nature’s Miracle - Pırlanta: Doğanın Mucizesi” temalı uluslararası tasarım yarışmasında Dünya Oskarı’nı kazanan Doç. Dr. Sıdıka Rodop, “tasarım”ı işte bu şekilde tanımlıyor. Sıdıka Rodop, serbest tasarım çalışmalarının yanı sıra mücevher firmalarına tasarım ve üretim konularında danışmanlık yapıyor, aynı zamanda Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü öğretim görevlisi. Akademik hayatının dışında vaktinin büyük bir bölümünü mücevher tasarımına ayıran Rodop, New York merkezli iki mücevher firmasına neo-klasik ve avangard tarzda mücevher koleksiyonları hazırlıyor, mücevher tasarımı ile ilgili seminerler veriyor. Dünya Oskarı dışında pek çok ödülü bulunan Sıdıka Rodop, mücevherle ilgili yakın zamanda bir de kitap çıkartmaya hazırlanıyor.

 

Sıdıka Rodop, tasarıma duyduğu tutkuyu izleyerek, bugün görev yapmakta olduğu, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nde lisans, yüksek lisans ve doktora yapmış. Bugün de yapmaktan büyük keyif aldığı mücevher tasarımı ve akademisyenliği bir arada götürüyor.

WR: Tasarım kavramı sizin için ne ifade ediyor?

Tasarım olgusu; bilimsel, teknolojik, sanatsal gelişmelerden ve sanat felsefelerinden doğrudan etkilenen bir yapıya sahip olduğu gibi bilgi, analiz, sentez, değerlendirme ve karar aşamalarından oluşan bir süreçtir. Tasarımcı açısından ise genel olarak problem çözme ve karar verme eylemlerini içerir. Tasarımcının bu karar verişi ise; ekonomik, politik ve teknolojik boyutlarının yanı sıra sosyal ve psikolojik bir olgudur.

Endüstrinin bugün karşı karşıya bulunduğu ve gelecekte karşılaşabileceği tasarım sorunlarını,

üst düzeydeki birikimleriyle çözümleyebilecek kişiler şüphesiz tasarımcılardır. Yaşadığı çevrenin

büyük bir bölümünü hatta kendisinin dışında, milyonlarca insanın yaşamını ve yaşam biçimini

belirlemekte olan tasarımcılardan; ürünü tasarlarken ya mevcut beklentileri olan bir pazara ya da

pazar yaratmaya yönelik tasarım kriterlerini oluşturması beklenir. Doğru bir pazara ve iyi tespit edilmiş bir ihtiyaca cevap verecek ürün için iyi bir piyasa araştırmasının yanında, diğer uzmanlarla

da uyum içinde çalışmasını sağlayacak bilgi, tecrübe ve profesyonel otoriteye sahip olmalıdır

bir tasarımcı.

WR: Mücevher tasarımı ve akademisyenlik hayatınızın önemli birer parçası. İkisinin de zor ve

keyifli yanlarını nasıl tanımlarsınız?

Hayatta daima sevdiğim işleri yaptım. Üniversitede ders vermekten, özellikle de endüstri tasarımı

dersleri vermekten her zaman zevk aldım. Akademik yaşantımın yanı sıra farklı alanlarda,

farklı firmalara tasarımlar yaptım. Tüm bunların içinde en çok zevk alarak yaptığım tasarım alanı

ise mücevherler oldu. Tasarlama süreci beni çok mutlu ediyor. Zor olanı seviyorum. Pırlanta, altın,

yarı değerli taşlar gibi kısıtlı malzemelerle tasarım yapmak her zaman zorlu bir süreçtir. Bu zorlu

sürecin sonucunda ortaya çıkan tasarım ya basit, ya abartılı ya da asil bir görünümde olur.

Özellikle yurtdışındaki firmalarla çalışmayı tercih etmemin sebebi de keyif alarak yaptığım bir

işi mesai saatleri içine sığdırmak istemememdir. Tüm tasarımlarımı istediğim zamanda, istediğim

sayıda, istediğim formda yapmak kadar keyifli ne olabilir ki?

 

WR: Tasarımlarınızda nasıl bir arayış içinde oluyorsunuz?

Mücevherlerimdeki yaratıcılık değerinin, malzemesinin değerinden kat kat yüksek olduğunu

söyleyebilirim. Birden fazla anlam katmanı vardır. Katmanlar arttıkça, tasarım değerlenir. Katmanlar,

kullanımla ilgili yeni bir kavram sunan bir tasarım, yeni malzemeler, estetik anlayışı veya

yeni üretim şekillerini içerebilir. Koleksiyonlarımda hem seri üretime uygun olan ürünleri hem

de az sayıda üretilmiş el yapımı ürünleri, üretime taşıyabiliyorum. Bu kararımdan dolayı da çok

mutluyum, çünkü bu yolla, iki uç nokta olan seri üretim ve bir kerelik ürünler arasında ortaya çıkabilecek sıradan ürünlerden uzak durabiliyorum.

Tasarımlarım elegandır ve zaman aşımına uğramazlar. Modern lüksü temsil ederler.

 

WR: Diamond: Nature’s Miracle (Pırlanta: Doğanın Mucizesi) DTC (Diamond Trading Company)

Uluslararası Tasarım Yarışması’nda elde ettiğiniz derece size neler hissettirdi? Papatya ve

pırlanta size nasıl bir anlam ifade ediyor. Tasarımınızı bu konsept üzerinden yaratma fikrine nasıl

ulaştınız?

Serginin ana teması malzemenin doğallığı üzerine… Doğallık mücevherle zaman zaman çatışabiliyor.

Ben de doğayı ve doğallığı çağrıştıran papatyayı, papatya falı ile birleştirerek “Seviyor

mu? Sevmiyor mu?” sorusunun cevabını pırlantalı bir broş tasarımında aradım. Seviyor şeklinde

başlıyor, sevmiyor, seviyor şeklinde yapraklar giderek azalıyor ve en sonunda seviyor yanıtıyla

bitiyor... Çok farklı bir yaklaşım olarak değerlendirilen tasarımım gerçekten diğer tasarımlar

arasında kendini öne çıkardı. Aralarında Stella McCartney, Vivienne Westwood ve Christie’s

temsilcisinin de bulunduğu bağımsız jürinin 1500’ün üzerinde eseri değerlendirdiği dünyanın

en prestijli yarışmaları arasında yer alan bu organizasyonda Dünya Oskarı’nı almak gerçekten

ayrıcalıklı bir durum.

 

WR: Endüstri ve mücevher tasarımının bugün Türkiye’deki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gençlerin ilgisi nasıl?

Günümüzde tasarım fikrine ihtiyaç olduğu ve buna duyulan ihtiyacın arttığı bir gerçektir. Doğru

bir pazara ve iyi tespit edilmiş bir ihtiyaca cevap verecek ürünler tasarlamak tamamen bir ekip

çalışmasına bağlıdır. Sadece iyi eğitim almış bir tasarımcı yeterli değil aynı zamanda da tasarım

konusunda bilinçli olan işverenlerin de tasarıma ve tasarımcıya yatırım yapabilecek cesareti göstermesi gerekir. Gençlerin, endüstri ürünleri tasarımına ilgisi çok büyük. Farklı üniversitelerin güzel sanatlar, tasarım, mimarlık gibi farklı fakültelerinde çok iyi eğitimler veriliyor. Ancak aynı şeyi mücevher tasarımı eğitimi için söylememiz mümkün değil. Bu konuda eğitim veren bir kuruluş yok. Sadece birkaç fakültede takı tasarımı ya da takı teknolojileri bölümleri bulunuyor.

kwanpen